Ahmet Sağlam

Gerçek Bir Üniversite Teknokenti Nedir?

Üniversiteleri kurmuş olduğu teknoloji geliştirme bölgeleri üzerine bir değerlendirme.

Gerçek Bir Üniversite Teknokenti Nedir?

Teknokentler, Bölgenin Yönetimi ve Ekosistem Geliştirici Faaliyetler Üzerine Kurulmuştur.

1.BÖLGENİN YÖNETİMİ

Türkiye’de Teknoloji Geliştirme Bölgeleri (TGB), maalesef uzun süredir firmalarının vergi avantajlarından yararlanabildiği, bölge yönetimi ekseninde faaliyet gösteren yapılar olarak konumlanmaktadır. Bu yapı çoğunlukla bina yapımı, kiralama, tahsis, alan planlama gibi idari işleyişler üzerinden şekillenmekte ve yönetim, büyük ölçüde bir “mülk işletmesi” ya da başka bir ifadeyle “site yönetimi” düzeyinde kalmaktadır. Sonuçta devletin vergilerinden kesilen paraların küçük bir kısmı teknokentlerin kasasına gelir olarak girmektedir. Aslında başka bir değişle devlet doğrudan değil de dolaylı bir para aktarımı sağlamaktadır.

Elbette bu durum tüm teknokentler için geçerli değildir. Gerçekten de alanında başarılı çalışmalar yürüten ve model alınabilecek bazı TGB’ler mevcuttur. Ancak ne yazık ki bu örneklerin sayısı bir elin parmaklarını geçmemektedir.

Oysa Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin kuruluş felsefesi, yalnızca fiziksel alan sağlayıcılığı değil; aynı zamanda bilim ve teknoloji odaklı, sürdürülebilir bir girişimcilik ekosistemi oluşturmak ve bunu sürekli olarak geliştirmektir.

Bu bağlamda TGB’lerin yasal amacı açık şekilde tanımlanmıştır:

“TGB’lerin ana amaçları arasında ağırlıklı olarak üzerinde durulan, nitelikli bir ekosistem oluşturarak bilim ve teknoloji alanlarındaki yetişmiş insan gücünden yeni girişimciler oluşturmak; üniversite ve AR-GE kuruluşlarında birikmiş bilginin, nitelikli girişimcilerin kurduğu teknoloji firmaları aracılığıyla ekonomik dönüşümünü sağlamak; girişimcilerin/firmaların ticarileştirilmesi, uluslararasılaştırılması, ihracata başlaması, markalaştırılması ve AR-GE çıktıları için pazar imkânlarının oluşturulması/geliştirilmesi yer almaktadır.”

— Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği, Resmî Gazete Tarihi: 10.08.2016, Sayı: 29797

İlgili Maddeler: MADDE 14/2, MADDE 15/9/f, MADDE 16/f

Bu maddeler yalnızca bir yasal düzenleme değil; aynı zamanda bir vizyon belgesidir. Ancak uygulamada bu vizyonun yalnızca küçük bir bölümü hayata geçirilebilmekte, çoğu zaman yalnızca fiziksel altyapı kısmı tamamlanmakta; “ekosistem geliştirici faaliyetler” ise ihmal edilmektedir.

2.EKOSİSTEM GELİŞTİRİCİ FAALİYETLER

Türkiye’deki teknokentlerin büyük çoğunluğu, TGB sisteminin ikinci ayağı olan ekosistem kurma sorumluluğunu gerektiği şekilde yerine getirememektedir. Bu alandaki başarılı örneklerin sayısı, yukarıda da belirtildiğimiz gibi, oldukça sınırlıdır. Özellikle üniversite teknokentlerinde akademik bilginin girişimcilik yoluyla reel sektöre aktarımı, tezlerin ticarileştirilmesi ve gençlerin gerçek sahada problem çözmeye yönlendirilmesi konularında ciddi eksiklikleri bulunmaktadır.

Oysa asıl amaç bu olmalı ve teknokentler bu doğrultuda bir denetime ve performans takibine tabi tutulmalıdır. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının bu bağlamda teknoloji geliştirme bölgeleri performans endeksi gibi bir çalışması var ama bu alanda yıllardır çalışmış biri olarak şahsen ben bu değerlendirmeyi eksik ve yetersiz olarak görüyorum.

Dünya genelinde öne çıkan teknokent modelleri genellikle belediyeler/yerel yönetimlerin kurduğu teknokentlerin kendi içerisinde üniversite kurduğu yapılar olarak öne çıkmaktadır. Yani teknokentler üniversite kurmaktadır. Bu sistemin temel fonksiyonu; üniversite hazırlanan bilimsel bilginin, özellikle yüksek lisans ve doktora tezlerinin, piyasaya dönük ürün ve hizmetlere dönüştüğü bir ticarileşme makinesi hâline gelmesidir. Bu sayede yalnızca bilimsel değil, ekonomik ve toplumsal fayda da üretilmektedir.

Peki bizde bu yapı nasıl şekillenmeli ve genç üniversite mezunlarının işsizleri ordusunu küçültecek şekilde bu yapı nasıl başarı ile uygulanmalıdır?

Tezlerden Ürüne: Fikrin Ekonomik Değere Dönüşümü

Üniversite teknokentlerinde kurulan ön kuluçka ve kuluçka merkezleri, öğrencilerin dönem projeleri ve bitirme tezlerini girişime dönüştürebilecekleri şekilde yapılandırılmalıdır. Bu süreç yalnızca bir eğitim süreci değil; mentörlük, yatırımcı buluşmaları, iş planı hazırlığı, fikrî mülkiyet süreçleri gibi çok boyutlu destekleri içermelidir.

Üniversite Tezlerinden Yeni Girişimlerin Doğması

İlk adım olarak, üniversite öğrencilerinin sahip olduğu proje fikirlerinin ön kuluçka merkezlerinde değerlendirilmesi sağlanmalıdır. Burada uygulanacak programlarla dönem projeleri, bitirme tezleri ve lisansüstü çalışmalar girişimlere dönüştürülmelidir. Özellikle mühendislik alanlarında bir tezin başarılı kabulü için bu merkezlerden geçmesi, ileride ticarileşme potansiyeli taşıyıp taşımadığı kriter olarak değerlendirilebilir.

Bu sayede, özellikle uygulamalı alanlarda akademik bilgi ile girişimcilik kültürü birleşecek; bu da hem reel sektöre hem de akademiye yenilikçi bir katkı sağlayacaktır.

Ön Kuluçka ve Kuluçka Süreçleri: Eğitim, Mentörlük ve Ağ Kurma

Teknokentlerdeki ön kuluçka merkezleri, genç girişimcilerin projelerini ticarileştirecek bilgiye erişebilecekleri; iş modelleri geliştirecekleri ve yatırımcılarla buluşabilecekleri yapılar olmalıdır. Planlanan altı aylık süreçte kabaca verilecek eğitimler şunları kapsamalıdır:

Fikrî mülkiyet yönetimi ve patent süreçleri

Finansal yönetim ve yatırımcı sunumu

İş planı ve pazar analizi

Hukuki danışmanlık ve şirketleşme adımları

Bu alanlarda mentörlük sistemleri, yalnızca akademisyenlerle sınırlı kalmamalı; sektör profesyonelleri ve teknokentlerde faaliyet gösteren AR-GE firmaları da sürece dâhil edilmelidir.

Girişimciliğin Vitrini: Demoday ve Başarı Hikâyeleri

Kuluçka sürecini başarıyla tamamlayan girişimler, yılda en az bir defa düzenlenecek Demoday etkinlikleriyle yatırımcılara, büyük firmalara ve kamuya tanıtılmalıdır. Ayrıca başarı hikâyeleri söyleşiler ve dijital içeriklerle paylaşılmalı, girişimcilik kültürü gençlere aktarılmalıdır.

Uluslararasılaşma ve Teknoloji Pazarlaması

Teknokentler, yalnızca yerel başarılarla yetinmemeli; girişimlerini küresel pazarlara taşıyacak stratejiler geliştirmelidir. Bu kapsamda:

Yurt dışı hızlandırıcı merkezlerle iş birlikleri,

Uluslararası dijital pazarlama destekleri,

Hedef ülkelere yönelik ticaret heyetleri ve e-ihracat destekleri, gibi yapılar, girişimlerin küresel marka hâline gelmesini teşvik etmelidir.

Görünürlük ve Tanıtım: Ekosistemin Anlatılması

Teknokentlerin ve girişimcilerin görünürlüğü hem kamuoyunun hem de yatırımcıların ilgisini çekmelidir.

Bu bağlamda:

Ulusal ve yerel basınla iş birlikleri,

YouTube ve sosyal medya kanallarında programlar,

e-bültenler ve podcast yayınları, gibi tanıtım çalışmaları, teknokentlerin “emlak ofisi” değil, “girişimcilik kampüsü” olduğu algısı pekiştirmelidir.

Akademik Bilgiden Ürüne: Mentör Havuzu ve Kümelenmeler

Üniversite akademisyenleri ve sektör uzmanlarından oluşacak mentör havuzu, teknokent firmalarının doğrudan faydalanabileceği bir destek mekanizması olmalıdır. Ayrıca sağlık teknolojileri, yapay zekâ, tarım teknolojileri gibi alanlarda kümelenme yapıları kurulmalı ve bu yapılar HISER gibi devlet desteklerinden faydalandırılmalıdır.

Devlet Destekleri ve Uluslararasılaşma

Devlet politikaları da bu dönüşümü desteklemektedir. Özellikle Ticaret Bakanlığı, teknokentleri iş birliği kuruluşu olarak tanımakta ve firmaların uluslararasılaşmasını sağlayacak aşağıdaki gibi bir çık farklı başlıkta destekler sunmaktadır:

Ticaret ve Alım Heyetleri

Uluslararası Fuar Katılımlar

e-Turquality Destek Paketi vs.

Uluslararası fon kaynaklarına ulaşım kolaylığı gibi farklı birçok başlıkla da girişimci desteklenmelidir. Buna KOSGEB destekleri gibi destekler de eklenince bir girişimci için devasa bir fon kaynağı havuzu ortaya çıkmaktadır. Tam burada çıkmaz ise girişimcinin bunlardan hangisinin kendine uygun olduğunu bilmemesi ve bu desteklerden etkin bir şekilde faydalanamamasıdır. Bura da devreye girip doğru fon kaynağı ile doğru girişimi bir araya getirmek gerekmektedir. Ayrıca uluslararası iş birlikleri oluşturularak girişimci desteklenmeli uluslararası fonlar sayesinde yeni iş birlikleri oluşturulmalıdır.

Bu destekler, girişimlerin yalnızca yerli pazarda değil, küresel ölçekte de söz sahibi olmalarını amaçlamaktadır. Bu bağlamda ihracat, devletimizin stratejik öncelikleri arasında yer almakta ve TGB’ler bu politikanın önemli paydaşları arasında bulunmaktadır.

Üniversite Teknokentlerinde Gerçek Ekosistem Ne Demektir?

Gerçek bir teknokent ekosistemi;

Girişimcinin fikrini şirketleştirmesini kolaylaştıran,

Gençlere iş kurma cesareti veren,

Akademisyenleri sektöre entegre eden,

Mentör, yatırımcı, danışman ve öğrenci arasında iş birliği ağı kuran, bütüncül bir yapı demektir.

Sonuç

Ülkemizde her yıl binlerce genç mezun olmakta, işsizlik oranı her yıl artmaktadır. Gençler kendi alanların da değil de başka alanlarda çalışmak zorunda kalmaktadır.  Mezunlar, tecrübesiz oldukları gerekçesiyle istihdamda zorluk yaşamakta, tez çalışmaları ise çoğu zaman raflarda kalmaktadır.

Oysa bu alanda kurulacak yapısal bir model sayesinde hem işsizlik azaltılabilir hem de tezler ve akademik bilgi katma değeri yüksek ürün ve hizmetlere dönüşebilir. Bu dönüşüm tıpkı Çin modelinde olduğu gibi Türkiye’yi teknoloji üreten, genç işsizliği düşüren ve her alanda teknoloji ihraç eden bir ülke hâline getirebilir.

Bu vizyonun hayata geçebilmesi girişimcilik odaklı ekosistem kurarak mümkün olur ve ülkemiz üretim merkezi hâline dönüşür.

Bunun için profesyonel mentör-eğitim-yatırım mekanizmalarının oluşturulması mecburidir. Gerçek üniversite teknokenti vizyonu; tezlerin raflarda kalmadığı, akademisyenlerin üretimle bütünleştiği, fikirlerin ürüne dönüştüğü, gençlerin çözüm odaklı girişimlere yöneldiği bir yapı ile mümkündür.

Ahmet Sağlam / 22.07.2025 / Ankara

 

An Evaluation of Technology Development Zones Established by Universities

What is a Real University Technopark?

Technoparks are built upon regional management and ecosystem development activities.

  1. Regional Management

Technology Development Zones (TDZs) have, unfortunately, long been positioned primarily as structures where companies benefit from tax advantages, with activities centered around zone management. This structure often focuses on administrative processes such as construction, leasing, allocation, and area planning, with management largely operating at the level of a “property management company” or, in other words, “site administration.”

As a result, only a small portion of the tax revenues collected by the state flows into the coffers of technoparks, meaning that instead of direct state funding, there is an indirect transfer of public resources.

Of course, this is not the case for all technoparks. There are indeed a few exemplary technoparks that have achieved notable success and could serve as models; however, such examples are unfortunately very limited.

In fact, the founding philosophy of Technology Development Zones is not merely to provide physical space, but to create a sustainable, science- and technology-driven entrepreneurial ecosystem—and to continuously improve it.

The legal objective of technoparks is clearly defined as follows:

“The primary purposes of technoparks include: creating a qualified ecosystem to generate new entrepreneurs from the pool of skilled human capital in science and technology; ensuring the economic transformation of knowledge accumulated in universities and R&D institutions through technology firms established by qualified entrepreneurs; supporting the commercialization, internationalization, and export readiness of entrepreneurs/firms; fostering brand development; and creating/expanding market opportunities for R&D outputs.”

  1. Ecosystem Development Activities

The majority of technoparks fail to adequately fulfill the second pillar of the technopark system—building the ecosystem. As mentioned earlier, the number of successful examples in this area is extremely limited.

Particularly in university-based technoparks, there are significant shortcomings in transferring academic knowledge to the real sector through entrepreneurship, commercializing theses, and engaging students in real-world problem-solving.

In reality, this should be the primary focus, and technoparks should be subject to oversight and performance evaluation in this regard. While there are initiatives such as the Technology Development Zones Performance Index, as someone who has worked in this field for many years, I personally find these evaluation systems incomplete and insufficient.

Globally, the leading technopark models are often those established by municipalities/local governments, which in turn have established their own universities. In other words, technoparks themselves establish universities. The core function of such systems is to transform scientific knowledge—particularly master’s and doctoral theses—into market-oriented products and services, turning the institution into a “commercialization engine.” This approach generates not only scientific value but also economic and social benefits.

From Thesis to Product: Turning Ideas into Economic Value

Pre-incubation and incubation centers within university technoparks should be structured to enable students to transform term projects and graduation theses into entrepreneurial ventures. This process should go beyond education alone, encompassing mentorship, investor networking, business planning, and intellectual property support.

From University Theses to New Ventures

As a first step, project ideas from university students should be evaluated within pre-incubation centers. Through dedicated programs, term projects, graduation theses, and postgraduate research should be transformed into startups. Particularly in engineering fields, passing through these centers could be set as a criterion for a thesis to be considered successful—especially regarding its commercialization potential.

In this way, academic knowledge and entrepreneurial culture would merge, creating innovative contributions to both the real sector and academia.

Pre-Incubation and Incubation Processes: Training, Mentorship, and Networking

Pre-incubation centers in technoparks should provide young entrepreneurs with access to the knowledge needed to commercialize their projects, develop business models, and connect with investors. A planned six-month process could include training on:

Intellectual property management and patent processes

Financial management and investor pitching

Business planning and market analysis

Legal consultancy and company formation

Mentorship should not be limited to academics; sector professionals and R&D firms operating within technoparks should also be involved.

Showcasing Entrepreneurship: Demo Days and Success Stories

Startups that successfully complete the incubation process should be introduced to investors, large companies, and public stakeholders at least once a year through Demo Day events. Success stories should also be shared via talks and digital content, helping to inspire young people with the entrepreneurial spirit.

Internationalization and Technology Marketing

Technoparks should not be content with local achievements; they must develop strategies to take their ventures to global markets. These could include:

  • Partnerships with overseas accelerator programs
  • International digital marketing support
  • Trade missions to target countries and e-export support

Visibility and Promotion: Telling the Story of the Ecosystem

The visibility of technoparks and their entrepreneurs should capture the interest of both the public and investors. Possible strategies include:

  • Collaborations with national and local media
  • Programs on YouTube and other social media platforms
  • E-newsletters and podcasts

These activities should reinforce the perception that a technopark is not a “real estate office,” but rather an “entrepreneurship campus.”

From Academic Knowledge to Product: Mentor Pools and Clusters

A mentor pool comprising university academics and industry experts should be established as a direct support mechanism for technopark firms. Clusters in areas such as health technologies, artificial intelligence, and agricultural technologies should also be developed.

State Support and Internationalization

Government policies already support this transformation by recognizing technoparks as collaborative institutions and providing diverse supports for firms’ internationalization. These include facilitating access to international funding sources.

However, a major bottleneck arises when entrepreneurs do not know which support programs are suitable for them or cannot utilize them effectively. At this point, it is crucial to match the right funding source with the right startup. In addition, international collaborations should be established, and new partnerships should be fostered through global funds.

These supports aim to enable ventures to become significant players not only in the domestic market but also globally. In this context, exports remain a strategic priority of the state, with technoparks being key stakeholders in this policy.

What Does a Real University Technopark Ecosystem Mean?

A real technopark ecosystem is a holistic structure that:

  • Facilitates the transformation of ideas into companies
  • Encourages young people to start their own businesses
  • Integrates academics into the industry
  • Builds a collaborative network between mentors, investors, consultants, and students

Conclusion

Every year, thousands of young people graduate from universities, and unemployment continues to rise. Graduates often end up working outside their fields, while many are excluded from employment due to a lack of experience. Meanwhile, their thesis work often remains unused on library shelves.

However, through a well-structured model, unemployment could be reduced, and theses and academic knowledge could be transformed into high-value-added products and services.

Realizing this vision is only possible by creating an entrepreneurship-focused ecosystem. This requires the establishment of professional mentorship, training, and investment mechanisms. The vision of a true university technopark is a structure where theses do not gather dust, academics are integrated with production, ideas are transformed into products, and young people are steered toward solution-oriented ventures.

Ahmet Sağlam