Türkiye’nin ve Ermenistan’ın Vize Kolaylığı Kararı Ne Anlama Geliyor?
Osmanlı döneminde “Sadık Millet” olarak anılan Osmanlı tebaası Ermeniler Türklerle birlikte aynı siyasal yapı içerisinde barış, huzur ve zenginlik içinde müreffeh bir yaşam sürmüşlerdir. Ancak 19. yüzyılın sonlarından itibaren büyük güçlerin jeopolitik hesapları doğrultusunda bu birlikte yaşam düzeni bozulmuş, Ermeni toplumu Türklerle karşı karşıya getirilen bir siyasal özne hâline dönüştürülmüştür. Bu sürecin tarihsel ve jeopolitik arka planı başlı başına kitaplara konu olacak kadar kapsamlıdır ve bu yazının sınırlarını da aşmaktadır. Dolayısıyla bu noktayı uzatmadan, günümüze ve mevcut normalleşme sürecine odaklanmak daha isabetli olacaktır.
Bugün gelinen aşamada Ermenistan hem Türkiye hem de Azerbaycan ile hızlı bir normalleşme arayışı içerisindedir. Bu arayışın temel motivasyonu, kuşkusuz Ermenistan’da yaşayan Ermeni halkının refahını artırma ihtiyacıdır. Uzun yıllardır kapalı sınırlar, çatışmalar ve bölgesel izolasyon nedeniyle ekonomik ve sosyal açıdan ciddi sorunlar yaşayan Ermenistan için bu normalleşme arayışı bir tercih değil aksine bir zorunluluk hâline gelmiştir.
Ermenistan’ın Türkiye ve Azerbaycan ile kuracağı sağlıklı ilişkiler, yalnızca Ermenistan’ın değil, tüm Güney Kafkasya’nın ekonomik refahına katkı sağlayacaktır. Bu süreç aynı zamanda günümüzde yeniden gündeme gelen Orta Koridor gibi Yeni İpek Yolu projeleri açısından da stratejik bir öneme sahiptir. Bugün yaşanan bu normalleşme süreci Sovyetler Birliği’nin dağılmasından bu yana post-Sovyet coğrafyada böylesine hızlı ve çok boyutlu bir şekilde daha önce hiç yaşanmadığını söylemek mümkündür. Bunun sebeplerinden bir tanesi ve ana etkenlerden birisi olan Ermenistan dışında yaşayan ve güçlü bir etkiye sahip olan Ermeni diasporasıdır. Ermeni diasporası ve Ermeni lobileri bulundukları ülkelerin stratejik çıkarları doğrultusunda tarihsel uydurmalarla Türkiye Türkleri ve Azerbaycan Türkleri aleyhine düşmanlıkları canlı tutma yönünde tutum harcayarak bölgedeki çatışmaları ve bölge halkları arasındaki düşmanlıkları körüklemişlerdir. Kendi yaşam standartları yüksek olan bu Ermeni diasporası Ermenistan’daki Ermeni halkının karşı karşıya olduğu ekonomik ve sosyal gerçeklikten büyük ölçüde kopuktur. Dolayısıyla onlar için bölgede yaşanan düşmanlığın yıkıcı ekonomik ile sosyal sorunları Ermeni diasporasına bir anlam ifade etmemektedir. Bu sorunlarla Ermenistan’da yaşan Ermeniler yüzleşmişlerdir. Bu durum, Ermenistan’ın bölgeyle barışma ve entegrasyon çabalarını zorlaştıran önemli bir faktör olmuştur.
Diğer bir önemli faktör ise Rusya ve Rusya’nın bölgedeki çıkarları olmuştur. Bu noktada Rusya’nın tarihsel rolünü göz ardı etmek mümkün değildir. Sovyetler Birliği döneminde Moskova, Orta Asya ve Güney Kafkasya’daki cumhuriyetler arasında doğrudan ilişkiler kurulmasını engellemiş, tüm diplomatik ve siyasal süreçleri kendi merkezî yapısı üzerinden şekillendirmiştir. SSCB’nin dağılmasının ardından da Rusya, bu coğrafyayı uzun süre “arka bahçesi” olarak görmüş; bölgedeki dostlukları, düşmanlıkları ve çatışmaları kendi stratejik çıkarları doğrultusunda yönlendirmiştir.
Azerbaycan topraklarının Ermenistan tarafından işgali ve Karabağ’da Azerbaycan Türklerinin maruz kaldığı soykırım, bu stratejinin en somut ve en yıkıcı sonuçlarından biri olmuştur. Bu şekilde kalıcı düşmanlıklar inşa edilmiş, bölge halkları birbirine yabancılaştırılmış ve Türk dünyasıyla Türkiye arasındaki kara bağlantısı kesilmiştir. Sonuç olarak tüm bunlar Rusya’nın uzun vadeli jeopolitik hedeflerinin bir sonucu olarak yaşanmıştır.
Ancak günümüzde Rusya’nın Ukrayna savaşıyla yoğun şekilde meşgul olması ve bu süreçte ciddi bir güç kaybı yaşaması, Güney Kafkasya ve Orta Asya’daki etkisini önemli ölçüde azaltmıştır. Bu durum, bölge ülkelerine kendi aralarındaki sorunları çözme ve ekonomik–kültürel iş birliklerini geliştirme fırsatı sunmuştur. Nitekim İkinci Karabağ Savaşı sonrasında Azerbaycan ile Ermenistan arasında başlayan diyalog süreci de, Rusya’nın bölgedeki ağırlığının azalmasıyla doğrudan ilişkilidir.
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın şu sözleri, bu gerçeği açık biçimde ortaya koymaktadır:
“Ermenilerin Türkler ve Azerbaycanlılar arasındaki köklü düşmanlığı, Sovyet dönemi propagandası ve KGB’nin etkisiyle şekillenmiştir. Bu dünya görüşünden bir an önce kurtulmamız gerekiyor.”
Ermenistan’ın Azerbaycan ile ilişkilerini hızlı bir şekilde normalleşmeye başlatmasının ardından Türkiye’de Ermenistan ile ilişkilerini normalleşme sürecine sokmuştur. Bu iradenin sembolik göstergelerinden biri, Azerbaycan, Ermenistan ve Türkiye’nin First Lady’lerinin 25. Şanghay İş Birliği Örgütü Zirvesi kapsamında Çin’de birlikte verdikleri fotoğraf olmuştur. Bu tür adımlar, ilgili ülkelerin kamuoylarına verilen güçlü barış mesajları olması açısından önemlidir.
Bugün gelinen noktada ise somut bir karar hayata geçirilmiştir. Türkiye ve Ermenistan, diplomatik, hizmet ve hususi pasaport hamilleri için vize sürecini kolaylaştırma kararı almıştır. 1 Ocak 2026 itibarıyla Türkiye’de ve Ermenistan’da bu pasaportlara sahip kişiler, ücretsiz e-vize alabilecektir. Taraflar, bu adımla birlikte normalleşme sürecini “ön koşulsuz ve tam normalleşme” hedefiyle sürdürme konusundaki taahhütlerini bir kez daha teyit etmişlerdir.
Önümüzdeki dönemde Zengezur Koridoru’nun açılmasıyla birlikte bölgede istikrarın güçlenmesi ve ekonomik zenginliğin artması beklenmektedir. Türkiye–Ermenistan ve Ermenistan- Azerbaycan normalleşmesi, yalnızca bu ülkeler arasındaki ilişkileri değil, Güney Kafkasya’nın tamamının geleceğini şekillendirecek stratejik bir eşik olarak görülmelidir.
What Does the Visa Facilitation Decision Between Türkiye and Armenia Mean?
During the Ottoman period, Armenians—referred to as the “the Loyal Community (millet-i sadıka)” —lived as subjects of the Ottoman Empire together with Turks within the same political structure, enjoying a prosperous life marked by peace, stability, and economic well-being. However, from the late nineteenth century onward, this coexistence was disrupted in line with the geopolitical calculations of the great powers. The Armenian community was transformed into a political actor positioned in confrontation with the Turks. The historical and geopolitical background of this process is extensive enough to be the subject of entire volumes and clearly exceeds the scope of this article. Therefore, rather than elaborating on this point, it is more appropriate to focus on the present day and the ongoing normalization process.
At the current stage, Armenia is actively seeking rapid normalization with both Türkiye and Azerbaijan. The primary motivation behind this effort is undoubtedly the need to improve the welfare of the Armenian people living in Armenia. For a country that has suffered severe economic and social difficulties for many years due to closed borders, conflicts, and regional isolation, this pursuit of normalization has become not a choice but a necessity.
The establishment of healthy relations between Armenia, Türkiye, and Azerbaijan will contribute not only to Armenia’s prosperity but also to the economic well-being of the entire South Caucasus. This process also carries strategic importance for contemporary New Silk Road initiatives, such as the Middle Corridor, which have once again come to the forefront. It is fair to say that such a rapid and multidimensional normalization process has not been witnessed in the post-Soviet geography since the dissolution of the Soviet Union. One of the main reasons for this—and one of the key determining factors—has been the Armenian diaspora, which resides outside Armenia and wields significant influence. Acting in line with the strategic interests of the countries in which they are based, the Armenian diaspora and Armenian lobbies have kept hostilities alive against Turks of Türkiye and Azerbaijan Turks through historical fabrications, thereby fueling conflicts in the region and deepening animosity among regional peoples. Living under high standards of prosperity, this diaspora has largely been disconnected from the economic and social realities faced by the Armenian population in Armenia. Consequently, the destructive economic and social consequences of regional hostility have held little meaning for the Armenian diaspora. It is the Armenians living in Armenia who have borne the burden of these problems. This situation has been a significant factor complicating Armenia’s efforts toward reconciliation and integration with the region.
Another important factor has been Russia and its interests in the region. At this point, it is impossible to ignore Russia’s historical role. During the Soviet era, Moscow prevented the establishment of direct relations among the republics of Central Asia and the South Caucasus, shaping all diplomatic and political processes through its centralized structure. After the collapse of the USSR, Russia continued for a long time to regard this geography as its “backyard,” steering friendships, hostilities, and conflicts in the region in accordance with its own strategic interests.
The occupation of Azerbaijani territories by Armenia and the genocide to which Azerbaijan Turks were subjected in Karabakh became one of the most concrete and destructive outcomes of this strategy. In this way, permanent hostilities were constructed, regional peoples were alienated from one another, and the land connection between the Turkic world and Türkiye was severed. Ultimately, all of these developments occurred as a result of Russia’s long-term geopolitical objectives.
Today, however, Russia’s heavy engagement in the war in Ukraine and the significant loss of power it has experienced during this process have considerably reduced its influence in the South Caucasus and Central Asia. This has provided regional countries with an opportunity to resolve their own problems and to develop economic and cultural cooperation. Indeed, the dialogue process that began between Azerbaijan and Armenia following the Second Karabakh War is directly linked to the decline of Russia’s weight in the region.
The following words of Armenian Prime Minister Nikol Pashinyan clearly reveal this reality:
“The deep-rooted hostility of Armenians toward Turks and Azerbaijanis was shaped by Soviet-era propaganda and the influence of the KGB. We need to rid ourselves of this worldview as soon as possible.”
Following Armenia’s rapid initiation of normalization with Azerbaijan, Türkiye has also placed its relations with Armenia into a normalization process. One of the symbolic indicators of this political will was the joint photograph taken by the First Ladies of Azerbaijan, Armenia, and Türkiye in China during the 25th Shanghai Cooperation Organization Summit. Such steps are important as strong messages of peace conveyed to the public opinions of the respective countries.
At the point reached today, a concrete decision has been implemented. Türkiye and Armenia have decided to facilitate the visa process for holders of diplomatic, service, and special passports. As of 1 January 2026, individuals holding these passports in Türkiye and Armenia will be able to obtain free e-visas. With this step, the parties have once again reaffirmed their commitment to pursue the normalization process with the objective of “unconditional and full normalization.”
In the coming period, with the opening of the Zangezur Corridor, stability in the region is expected to strengthen and economic prosperity to increase. The normalization between Türkiye and Armenia, as well as between Armenia and Azerbaijan, should be regarded not merely as a development affecting bilateral relations, but as a strategic threshold that will shape the future of the entire South Caucasus.
Ahmet Sağlam / Ankara / www.saglamahmet.com / 30.12.2025
Что означает решение Турции и Армении об упрощении визового режима?
В османский период армяне, являвшиеся подданными Османского государства и именуемые «преданный народ» (миллет-и садика), на протяжении длительного времени жили вместе с турками в рамках одной политической системы, ведя благополучную, спокойную и обеспеченную жизнь. Однако с конца XIX века, в соответствии с геополитическими расчетами великих держав, этот уклад совместного сосуществования был нарушен, а армянское общество было превращено в политического субъекта, противопоставленного туркам. Историко-геополитический фон данного процесса настолько обширен, что может стать темой отдельных книг и выходит за рамки настоящей статьи. Поэтому, не углубляясь в этот аспект, более уместно сосредоточиться на сегодняшнем дне и текущем процессе нормализации.
На нынешнем этапе Армения находится в активном поиске нормализации отношений как с Турцией, так и с Азербайджаном. Основной мотивацией этих усилий, без сомнения, является необходимость повышения уровня благосостояния армянского народа, проживающего в Армении. Для страны, которая на протяжении многих лет сталкивалась с серьезными экономическими и социальными проблемами из-за закрытых границ, конфликтов и региональной изоляции, процесс нормализации превратился не в выбор, а в объективную необходимость.
Налаживание здоровых отношений Армении с Турцией и Азербайджаном будет способствовать экономическому процветанию не только самой Армении, но и всего Южного Кавказа. Этот процесс также имеет стратегическое значение в контексте таких проектов, как Срединный коридор и инициативы Нового Шелкового пути, вновь оказавшиеся в повестке дня. Можно с уверенностью утверждать, что столь быстрый и многомерный процесс нормализации в постсоветском пространстве не наблюдался со времени распада Советского Союза. Одной из основных причин этого является армянская диаспора, проживающая за пределами Армении и обладающая значительным влиянием. Армянская диаспора и армянские лоббистские структуры, действуя в соответствии со стратегическими интересами стран своего пребывания, посредством исторических фальсификаций поддерживали враждебность по отношению к туркам Турции и туркам Азербайджана, тем самым разжигая конфликты в регионе и вражду между народами. Эта диаспора, обладающая высоким уровнем жизни, в значительной степени оторвана от экономических и социальных реалий, с которыми сталкивается армянский народ в Армении. Поэтому разрушительные экономические и социальные последствия региональной вражды не имеют для нее реального значения. С этими проблемами непосредственно сталкивались армяне, проживающие в самой Армении. Данное обстоятельство стало одним из важных факторов, затруднявших усилия Армении по примирению и интеграции с регионом.
Еще одним значимым фактором была Россия и ее интересы в регионе. В этом контексте невозможно игнорировать историческую роль России. В советский период Москва препятствовала установлению прямых связей между республиками Центральной Азии и Южного Кавказа, формируя все дипломатические и политические процессы через собственную централизованную систему. После распада СССР Россия на протяжении длительного времени рассматривала этот регион как свой «задний двор», направляя дружеские и враждебные отношения, а также конфликты в соответствии со своими стратегическими интересами.
Оккупация азербайджанских территорий Арменией и геноцид, которому подверглись азербайджанские турки в Карабахе, стали одним из самых наглядных и разрушительных результатов этой стратегии. Таким образом были сформированы устойчивые враждебные отношения, народы региона были отчуждены друг от друга, а сухопутная связь между Турцией и тюркским миром была прервана. В конечном итоге все это стало следствием долгосрочных геополитических целей России.
Однако в настоящее время интенсивная вовлеченность России в войну на Украине и понесенные ею в этом процессе серьезные потери силы существенно ослабили ее влияние на Южный Кавказ и Центральную Азию. Это создало для стран региона возможность самостоятельно решать свои проблемы и развивать экономическое и культурное сотрудничество. В частности, диалоговый процесс, начавшийся между Азербайджаном и Арменией после Второй Карабахской войны, напрямую связан с сокращением роли России в регионе.
Следующие слова премьер-министра Армении Никола Пашиняна наглядно отражают эту реальность:
«Глубоко укоренившаяся вражда армян по отношению к туркам и азербайджанцам сформировалась под влиянием советской пропаганды и КГБ. Нам необходимо как можно скорее избавиться от этого мировоззрения».
После начала быстрого процесса нормализации отношений Армении с Азербайджаном Турция также включила свои отношения с Арменией в русло нормализации. Одним из символических проявлений этой политической воли стала совместная фотография первых леди Азербайджана, Армении и Турции, сделанная в Китае в рамках 25-го саммита Шанхайской организации сотрудничества. Подобные шаги имеют большое значение как мощные послания мира, адресованные общественности соответствующих стран.
На сегодняшний день был реализован и конкретный шаг. Турция и Армения приняли решение упростить визовые процедуры для владельцев дипломатических, служебных и специальных паспортов. С 1 января 2026 года лица, обладающие такими паспортами, смогут бесплатно получать электронную визу для поездок в Турцию и Армению. Этим шагом стороны вновь подтвердили свою приверженность продолжению процесса нормализации с целью «полной и безусловной нормализации».
В предстоящий период с открытием Зангезурского коридора ожидается укрепление стабильности в регионе и рост экономического благосостояния. Нормализация отношений между Турцией и Арменией, а также между Арменией и Азербайджаном должна рассматриваться не только как процесс, касающийся двусторонних отношений, но и как стратегический рубеж, который будет формировать будущее всего Южного Кавказа.
Ахмет Саглам / Анкара / www.saglamahmet.com / 30.12.2025
Türkiye’nin ve Ermenistan’ın Vize Kolaylığı Kararı Ne Anlama Geliyor? başlıklı analizimiz, Kerkük Gazetesi’nde Türkiye Türkçe’ si olarak yayınlanmıştır! Yazının tamamını okumak için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz:
