Şanghay İş Birliği Örgütü Gövde Gösterisi Gibi Toplantı Yaptı
Şanghay İş Birliği Örgütü’nün (ŞİÖ) temelleri, sınır güvenliği ve ekonomik iş birliği ittifakı çerçevesinde Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan tarafından 1996 yılında atılmıştır. O dönemde “Şanghay Beşlisi” olarak bilinen bu oluşum, 15 Haziran 2001 tarihinde Şanghay’da Kazakistan Cumhuriyeti, Çin Halk Cumhuriyeti, Kırgız Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu, Tacikistan Cumhuriyeti ve Özbekistan Cumhuriyeti tarafından kurulan daimî bir uluslararası örgüt hâline gelmiştir. 2002 yılında Devlet Başkanları Konseyi’nin St. Petersburg’daki toplantısında ŞİÖ Tüzüğü imzalanmış ve 19 Eylül 2003 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Örgüte üye sayısı, 9 Haziran 2017’de Astana’da düzenlenen zirvede Hindistan ve Pakistan’ın katılımıyla sekize yükselmiş; gözlemci statüsünde bulunan İran ise 17 Eylül 2021’de örgüte tam üye olarak dâhil olmuş ve böylece üye sayısı dokuza ulaşmıştır. En son 2 Temmuz 2024’te Belarus’un örgüte tam üye olmasıyla, Şanghay Beşlisi, “Şanghay Onlusu” hâline gelmiştir. Örgütün iki gözlemci üyesi ise Afganistan İslam Cumhuriyeti ve Moğolistan’dır.
Şanghay İş Birliği Örgütü (ŞİÖ), bugüne kadar gerçekleştirilen en geniş katılımlı zirvesini 1 Eylül 2025 tarihinde 25. Devlet Başkanları Konseyi Zirvesi olarak Çin’in Tianjin kentinde düzenlemiştir. Zirveye, diyalog ortağı olarak Türkiye’yi temsilen Cumhurbaşkanı Erdoğan da katılmıştır. Toplantının gündeminde, İkinci Dünya Savaşı sonrası şekillenen uluslararası düzenin günümüzde yeniden biçimlenmesi ve yeni dünya düzeniyle birlikte ortaya çıkan güvenlik kaygıları ön plana çıkmıştır. Bu zirvenin, İngiltere, ABD ve İsrail’in güvenliği ve ticareti temelli yeniden şekillenen dünya düzenine karşı “Bura da ben de varım” mesajı içerek şeklinde küresel ve bölgesel gelişmelerin ele alındığı bir platform şeklinde düzenlendiği görülmektedir.
Zirvede alınan kararlar incelendiğinde, ŞİÖ’nün 1 Eylül 2025’te kabul ettiği Tianjin Deklarasyonu, örgütün uluslararası sisteme ilişkin vizyonunu ortaya koyan kapsamlı bir belge olarak öne çıkmaktadır. Deklarasyonda, II. Dünya Savaşı sonrası uluslararası düzen hatırlatılarak, günümüz jeopolitik istikrarsızlıkları ve güvenlik tehditleri karşısında Birleşmiş Milletler (BM) merkezli, adil, çok kutuplu ve kapsayıcı bir uluslararası düzen talebi vurgulanmıştır. Terörizm, aşırılık, bölücülük, uyuşturucu kaçakçılığı ve sınır ötesi suçlara karşı kolektif mücadeleye dikkat çekilmiş; Ortadoğu’daki çatışmalar, İran’a yönelik güvenlik kaygıları, Gazze’deki insani kriz ve Afganistan’daki siyasi istikrarsızlık konularında uluslararası iş birliğine çağrı yapılmıştır.
Deklarasyonun ekonomik boyutunda, “Bir Kuşak, Bir Yol” girişimi temelinde Avrasya ölçeğinde ticaret, yatırım, dijital ekonomi, enerji güvenliği ve ulaşım koridorlarının geliştirilmesi ön plana çıkmaktadır. Dünya ekonomisi içinde bu girişimin önemi vurgulanırken, Rusya’nın daha önce önerdiği yerel para birimlerinin kullanımının artırılması, dolar ve euronun ekonomik hegemonyasına dikkat çekilmesi, ŞİÖ Kalkınma Bankası’nın kurulması ve adil enerji dönüşümü için ortak stratejiler geliştirilmesi üzerinde durulmuştur. Böylece, dünyanın ekonomik düzeninin önemli bir parçası olan Doğu’nun iş gücü ve üretiminin dolar ve euro hegemonyasında baskılanmasının önüne geçilmesi ve çözüm yollarının aranmasının amaçlandığı düşünülmektedir. Ayrıca siyasi ilişkilerde dolar ve euronun bir ekonomik yaptırım aracı olarak kullanılmasının önüne geçmeye çalışmak olarak da bu girişim yorumlanabilir. Malum Ukrayna ve Rusya savaşında Rusya bu durumu tüm boyutlarıyla hissetmişti.
Teknolojik alanda ise, çağımızın mesleklerini dönüştüren yapay zekânın üye devletler tarafından uyumlu şekilde kullanılması ve bu teknolojinin karşılıklı, barışçıl, şeffaf ve güvenli bir biçimde uygulanması için iş birliği mekanizmalarının oluşturulması önerilmiştir. Sosyal ve kültürel boyutta ise, eğitim, sağlık, turizm, gençlik ve kültür alanlarında toplumlar arası etkileşimin güçlendirilmesi hedeflenmiştir. Çevre, iklim değişikliği ve sürdürülebilir kalkınma konuları da deklarasyonun önemli unsurları arasında yer almaktadır.
Ayrıca, 2026–2035 Strateji Belgesi ile ŞİÖ’nün kurumsal gelişimi için yol haritası belirlenmiş ve örgütün 25. yılına doğru “barış, kalkınma ve refah” vizyonu teyit edilmiştir. Ulaşım ve ticaret rotaları bağlamında, Kuzey–Güney ve Doğu–Batı koridorları ile yeni demiryolu projeleri (örneğin Çin–Kırgızistan–Özbekistan hattı) desteklenmiş, böylece Kırgızistan ve Özbekistan gibi Türk devletlerinin ticari rotalar üzerindeki önemi vurgulanmıştır. Ekonomik iş birliğini destekleyen diğer bir gelişme ise gümrüklerin dijitalleşmesi, “akıllı gümrük” uygulamaları ve tarım-gıda güvenliği iş birliğinin geliştirilmesidir. Bu Çin’in artan e – ticaret hacminde yeni bir adım olarak da yorumlanabilir.
Zirve kapsamında, liderler Tianjin Deklarasyonu dışında bölgesel ve ulusal gündemlerine ilişkin açıklamalarda bulunmuşlardır. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Azerbaycan-Çin ilişkilerinin stratejik ortaklık temelinde hızla geliştiğini, ülkesinin Çin’in küresel inisiyatiflerini desteklediğini ve “Bir Kuşak, Bir Yol” çerçevesinde güvenilir bir ortak olduğunu vurgulamıştır. Ayrıca Azerbaycan’ın Avrasya’da önemli bir ulaştırma ve lojistik merkezi hâline geldiğini, Orta Koridor’un güçlendiğini ve Zengezur Koridoru’nun bölgesel barış ve iş birliğini pekiştireceğini ifade etmiştir.
Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım-Cömert Tokayev ise, ŞİÖ Plus Zirvesi’nde örgütün yapıcı gündeme odaklanması gerektiğini belirtmiş, BM’nin özellikle Güvenlik Konseyi reformunu savunmuş ve Çin’in “Küresel Yönetişim İnisiyatifi”ni desteklemiştir. Ayrıca ŞİÖ Kalkınma Bankası ve ulaştırma koridorlarının geliştirilmesini önermiş, yapay zekâ için küresel etik standartların belirlenmesini, Hazar Denizi çevresel sorunlarının çözülmesini ve Astana’da Su Problemleri Analiz Merkezi ile 2026’da Bölgesel Ekoloji Zirvesi’nin düzenlenmesini teklif etmiştir.
Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ise, zirvede örgütün dönüşümü ve etkinliğinin artırılması, güvenlik alanında ortak mücadele mekanizmalarının geliştirilmesi ve Afganistan ile diyalogun canlandırılması konularına dikkat çekmiştir. Ayrıca ekonomik iş birliği ve lojistik ağlarının güçlendirilmesi, iklim ve çevre sorunlarının yapay zekâ tabanlı çözümlerle ele alınması ve gençlik ile insani alanlarda iş birliğinin genişletilmesine vurgulamıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise Gazze’deki insani krizin sonlandırılamamasına dikkat çekmiş ve BM’nin adalet ve barışı sağlayacak şekilde acil reformlara ihtiyaç duyduğunu ifade etmiştir. Ayrıca Suriye’nin toprak bütünlüğü, Güney Kafkasya ve Orta Asya’da kalıcı barış ve iş birliği, enerji ve bağlantısallık projelerinin önemi ile Orta Koridor ve Kalkınma Yolu girişimlerine vurgu yapmıştır. Türkiye’nin vizyonu, diyalog, diplomasi ve iş birliği temelli, refahı önceleyen bir dünya düzenine odaklanmak olduğunu ifade etmiştir.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise, ŞİÖ’nün çok kutuplu ve adil bir dünya düzeninin inşasında önemli rol oynadığını belirtmiş; ekonomik iş birliği, enerji ve ulaşım altyapısı, eğitim ve bilim alanındaki ortak projelerin gelişimini vurgulamıştır. Ayrıca Ukrayna krizinin sorumluluğunu Batı’ya yükleyerek çözüm için Çin, Hindistan ve diğer ortakların girişimlerini değerli bulduğunu ifade etmiştir.
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ise ŞİÖ’nün barış, güvenlik ve küresel yönetişimde lider rol üstlenmesi gerektiğini vurgulamış; çok taraflı iş birliği, “Bir Kuşak, Bir Yol” projeleri, enerji ve dijital ekonomi alanlarında ortak platformların oluşturulmasını ve insan odaklı, adil bir küresel yönetim hedefini öne çıkarmıştır. Ayrıca medeniyetler arası diyalog ve uluslararası adaletin korunmasının önemine değinmiştir.
Zirve kapsamında, liderler hem Çin Devlet Başkanı ile hem de kendi aralarında birebir toplantılar gerçekleştirerek bölgesel konuları ele almışlardır. Bu toplantılar, Zengezur Koridoru ve bölgesel ticari rotaların gelişmesi, Yeni İpek Yolu’nun canlanması açısından hem Avrupa hem de bölgesel bağlamda önem arz etmektedir. Sorunlu ve çatışmalı bölgelerin devlet başkanlarının geniş kapsamlı katılımı, bu durumun en önemli göstergesidir. Ayrıca Azerbaycan, Ermenistan ve Türkiye gibi ticari yollar ve lojistik açısından kritik ülkelerin zirveye katılımı da ayrı bir önem taşımaktadır.
Zirveye damgasını ise Hindistan, Azerbaycan’ın ŞİÖ tam üyelik başvurusunu ikinci kez veto etmesi vurdu. Çin’in desteğine rağmen Azerbaycan’ın başvurusu oybirliği şartı nedeniyle sonuçsuz kaldı. Buna karşılık Pakistan’da Ermenistan’ın üyelik başvurusunu veto ederek Hindistan’a yanıt vermiş oldu. Bunun üzerine Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Hindistan’ın vetosunu “intikam politikası” olarak nitelendirerek Pakistan ile olan kardeşlik bağını öncelikli gördüğünü ifade etti. 2025-2026 yılları arasında da Şanghay İş Birliği Örgütü’nün dönem başkanlığını Kırgızistan’ın üstlenmesi kararlaştırıldı.
Sonuç olarak ŞİÖ Avrupa Birliği gibi somut bir birliktelik ortaya koyamasa da bölgenin ve üye devlerin ekonomik potansiyeli dikkatleri üzerlerine çekiyor.
The Shanghai Cooperation Organization Held a Meeting Resembling a Show of Force
The foundations of the Shanghai Cooperation Organization (SCO) were laid in 1996 by China, Russia, Kazakhstan, Kyrgyzstan, and Tajikistan within the framework of border security and economic cooperation. Initially known as the “Shanghai Five,” this formation became a permanent international organization on June 15, 2001, when the Republic of Kazakhstan, the People’s Republic of China, the Kyrgyz Republic, the Russian Federation, the Republic of Tajikistan, and the Republic of Uzbekistan established it in Shanghai. At the 2002 meeting of the Council of Heads of State in St. Petersburg, the SCO Charter was signed and entered into force on September 19, 2003.
The number of member states increased to eight with the accession of India and Pakistan at the Astana Summit on June 9, 2017. Iran, previously an observer, became a full member on September 17, 2021, raising the number of members to nine. Most recently, on July 2, 2024, Belarus was admitted as a full member, transforming the “Shanghai Five” into the “Shanghai Ten.” The SCO currently has two observer states: the Islamic Republic of Afghanistan and Mongolia.
On September 1, 2025, the SCO held its most broadly attended summit to date, the 25th Meeting of the Council of Heads of State, in Tianjin, China. President Erdoğan participated as the representative of Türkiye, which holds the status of dialogue partner. The summit agenda emphasized the reconfiguration of the international order that emerged after World War II and the new security concerns arising from the evolving global system. The event was perceived as a platform signaling a message of “We are also here” against the security- and trade-centered restructuring of the world order led by the United Kingdom, the United States, and Israel.
The decisions adopted at the summit, particularly the Tianjin Declaration of September 1, 2025, stand out as a comprehensive document presenting the SCO’s vision for the international system. The declaration recalled the post–World War II order and emphasized the need for a United Nations (UN)-centered, fair, multipolar, and inclusive global order in the face of today’s geopolitical instabilities and security threats. It called for collective action against terrorism, extremism, separatism, drug trafficking, and transnational crime, while also urging international cooperation on issues such as conflicts in the Middle East, security concerns regarding Iran, the humanitarian crisis in Gaza, and political instability in Afghanistan.
On the economic front, the declaration highlighted trade, investment, digital economy, energy security, and transport corridors across Eurasia, with the “Belt and Road Initiative” as the central framework. The significance of this initiative for the global economy was underlined, along with references to Russia’s earlier proposal to expand the use of local currencies, the need to address the hegemony of the dollar and euro, the establishment of an SCO Development Bank, and the formulation of joint strategies for a fair energy transition. These efforts aim to prevent the suppression of Eastern labor and production under dollar and euro dominance and to explore solutions for a more balanced global economy. The use of the dollar and euro as instruments of political sanctions was also addressed, particularly in light of Russia’s experience during the ongoing war in Ukraine.
In the technological sphere, proposals were made for cooperative mechanisms to ensure the peaceful, transparent, and secure use of artificial intelligence, a transformative force in contemporary professions, by SCO member states. On the social and cultural level, the declaration called for strengthening interaction among societies in education, health, tourism, youth, and culture. Environmental protection, climate change, and sustainable development were also identified as key priorities.
The 2026–2035 Strategy Document outlined a roadmap for the SCO’s institutional development and reaffirmed its vision of “peace, development, and prosperity” as it approaches its 25th anniversary. In terms of transport and trade routes, the North–South and East–West corridors and new railway projects (such as the China–Kyrgyzstan–Uzbekistan line) were supported, highlighting the importance of Turkic states like Kyrgyzstan and Uzbekistan in commercial networks. Other economic measures included the digitalization of customs, the introduction of “smart customs” practices, and cooperation on agricultural and food security—steps also viewed as part of China’s growing e-commerce expansion.
Beyond the Tianjin Declaration, leaders made statements on regional and national agendas. President Ilham Aliyev emphasized the rapid development of Azerbaijan–China relations based on strategic partnership, underlining his country’s support for China’s global initiatives and its role as a reliable partner within the Belt and Road framework. He further stressed Azerbaijan’s emergence as a key transport and logistics hub in Eurasia, noting the strengthening of the Middle Corridor and the role of the Zangezur Corridor in enhancing regional peace and cooperation.
Kazakhstan’s President Kassym-Jomart Tokayev called for the SCO Plus Summit to focus on a constructive agenda, advocated reform of the UN Security Council, and expressed support for China’s “Global Governance Initiative.” He also proposed the establishment of the SCO Development Bank, the advancement of transport corridors, the creation of global ethical standards for artificial intelligence, solutions to Caspian Sea environmental issues, and the organization of a Regional Ecology Summit in 2026, along with the establishment of a Water Problems Analysis Center in Astana.
Uzbekistan’s President Shavkat Mirziyoyev emphasized the transformation and effectiveness of the SCO, the development of joint security mechanisms, and the revitalization of dialogue with Afghanistan. He also highlighted the need for stronger economic cooperation and logistics networks, AI-based solutions to climate and environmental challenges, and expanded collaboration in youth and humanitarian fields.
Türkiye’s President Recep Tayyip Erdoğan drew attention to the failure to end the humanitarian crisis in Gaza and stressed the urgent need for UN reforms to ensure justice and peace. He also highlighted the importance of Syria’s territorial integrity, lasting peace and cooperation in the South Caucasus and Central Asia, energy and connectivity projects, and initiatives such as the Middle Corridor and Development Road. Erdoğan underlined Türkiye’s vision for a world order based on dialogue, diplomacy, cooperation, and prosperity.
Russian President Vladimir Putin emphasized the SCO’s role in building a multipolar and just world order, pointing to the development of joint projects in economic cooperation, energy and transport infrastructure, education, and science. He blamed the West for the Ukraine crisis and valued the initiatives of China, India, and other partners in seeking a resolution.
Chinese President Xi Jinping stressed the SCO’s responsibility to play a leading role in peace, security, and global governance. He emphasized multilateral cooperation, Belt and Road projects, joint platforms in energy and the digital economy, and the pursuit of a people-centered, fair global governance system. He also underscored the importance of intercivilizational dialogue and the protection of international justice.
During the summit, leaders held bilateral meetings both with the Chinese president and among themselves to discuss regional issues. These talks carried significant implications for the revival of the New Silk Road and the development of regional trade routes, particularly the Zangezur Corridor, which is critical in both European and regional contexts. The broad participation of leaders from conflict-prone regions underscored the importance of the summit, as did the involvement of strategically located countries such as Azerbaijan, Armenia, and Türkiye.
The most striking development at the summit was India’s second veto of Azerbaijan’s application for full SCO membership. Despite China’s support, Azerbaijan’s bid failed due to the unanimity requirement. In response, Pakistan vetoed Armenia’s membership application, countering India’s move. Azerbaijani President Ilham Aliyev described India’s veto as a “policy of revenge” and reaffirmed his prioritization of fraternal ties with Pakistan. It was also decided that Kyrgyzstan would assume the rotating chairmanship of the SCO for 2025–2026.
In conclusion, while the SCO has yet to achieve a tangible level of integration comparable to the European Union, the economic potential of the region and its member states continues to attract global attention.
Шанхай Ынтымақтастық Ұйымы Күш Қуатын Көрсеткендей Жиын Өткізді
Шанхай Ынтымақтастық Ұйымының (ШЫҰ) негізі 1996 жылы шекаралық қауіпсіздік пен экономикалық ынтымақтастық аясында Қытай, Ресей, Қазақстан, Қырғызстан және Тәжікстан тарапынан қаланған болатын. Ол кезеңде «Шанхай бестігі» ретінде белгілі бұл құрылым 2001 жылдың 15 маусымында Шанхай қаласында Қазақстан Республикасы, Қытай Халық Республикасы, Қырғыз Республикасы, Ресей Федерациясы, Тәжікстан Республикасы және Өзбекстан Республикасы тарапынан тұрақты халықаралық ұйым ретінде ресми түрде құрылған. 2002 жылы Санкт-Петербургтегі Мемлекет басшылары кеңесінде ШЫҰ Жарғысы қабылданып, 2003 жылдың 19 қыркүйегінде күшіне енді.
Ұйымға мүше мемлекеттердің саны 2017 жылғы 9 маусымда Астанада өткен саммитте Үндістан мен Пәкістанның қосылуымен сегізге жетті. Бақылаушы мәртебесінде болған Иран 2021 жылдың 17 қыркүйегінде толыққанды мүше болып қабылданып, мүше саны тоғызға артты. Соңғы рет 2024 жылдың 2 шілдесінде Беларусьтің қосылуымен, бастапқы «Шанхай бестігі» «Шанхай ондығына» айналды. Ұйымның екі бақылаушысы – Ауғанстан Ислам Республикасы мен Моңғолия.
2025 жылдың 1 қыркүйегінде ШЫҰ тарихындағы ең ауқымды саммит – 25-ші Мемлекет басшылары кеңесінің жиыны Қытайдың Тяньцзинь қаласында өтті. Жиынға диалог серіктесі ретінде Түркияны атынан Президент Режеп Тайып Ердоған қатысты. Күн тәртібінде Екінші дүниежүзілік соғыстан кейінгі қалыптасқан халықаралық жүйенің бүгінгі күні қайта пішінделуі мен жаңа дүниежүзілік тәртіп аясында пайда болған қауіпсіздік мәселелері қаралды. Саммиттің мәні – Ұлыбритания, АҚШ және Израильдің қауіпсіздік пен саудаға негізделген қайта құрылып жатқан жүйесіне қарсы «бұл кеңістікте біз де бармыз» деген саяси-геосаяси мәлімдеме жасау еді.
Саммит нәтижесінде қабылданған шешімдер ішінде 2025 жылдың 1 қыркүйегінде бекітілген Тяньцзинь декларациясы айрықша маңызға ие болды. Декларацияда Екінші дүниежүзілік соғыстан кейінгі халықаралық жүйе еске алынып, қазіргі геосаяси тұрақсыздықтар мен қауіпсіздік қатерлеріне жауап ретінде БҰҰ-ға негізделген әділ, көпполюсті әрі инклюзивті халықаралық тәртіп қажеттігі атап көрсетілді. Терроризмге, экстремизмге, сепаратизмге, есірткі трафигіне және трансұлттық қылмыстарға қарсы ұжымдық күреске назар аударылды. Сонымен қатар Таяу Шығыстағы қақтығыстар, Иранға қатысты қауіпсіздік алаңдаушылықтары, Газа аймағындағы гуманитарлық дағдарыс және Ауғанстандағы саяси тұрақсыздық мәселелерінде халықаралық ынтымақтастыққа шақыру жасалды.
Экономикалық тұрғыдан декларацияда «Бір белдеу, бір жол» бастамасының негізінде Еуразия ауқымында сауда, инвестиция, цифрлық экономика, энергетикалық қауіпсіздік және көлік дәліздерін дамытуға басымдық берілді. Әлемдік экономикадағы бұл бастаманың маңызы айтылып, Ресейдің бұрынғы ұсынысы – ұлттық валюталарды кеңінен қолдану, доллар мен еуроның экономикалық гегемониясына назар аудару, ШЫҰ Даму банкінің құрылуы және әділ энергетикалық көшу үшін ортақ стратегияларды айқындау ерекше атап өтілді. Бұл қадамдар Шығыстың еңбек ресурстары мен өндірісінің доллар және еуро үстемдігінен тәуелділігін азайтуға бағытталғаны айқын. Сондай-ақ доллар мен еуроның саяси санкциялық құрал ретіндегі ықпалына қарсы тұру ұмтылысы ретінде де қарастыруға болады.
Технологиялық салада жасанды интеллектіні бейбіт, ашық әрі қауіпсіз түрде қолдану үшін мүше мемлекеттердің бірлескен механизмдер құруы ұсынылды. Әлеуметтік-мәдени салада білім, денсаулық, туризм, жастар және мәдениет бағыттарында халықтар арасындағы өзара ықпалдастықты күшейту көзделді. Қоршаған орта, климаттың өзгеруі және тұрақты даму да декларацияның маңызды бөліктері ретінде айқындалды.
Сонымен бірге, 2026–2035 жылдарға арналған Стратегиялық құжат қабылданып, ШЫҰ-ның институционалдық дамуының жол картасы бекітілді. Ұйымның 25 жылдығына қарай «бейбітшілік, даму және өркендеу» құндылықтары қайта расталды. Көлік және сауда дәліздері тұрғысында Солтүстік–Оңтүстік және Батыс–Шығыс бағыттары мен жаңа теміржол жобалары (мысалы, Қытай–Қырғызстан–Өзбекстан желісі) қолдау тапты. Бұл Қырғызстан мен Өзбекстан сияқты түркі мемлекеттерінің транзиттік маңызын күшейтті. Сондай-ақ кедендердің цифрландырылуы, «ақылды кеден» тәжірибелері және агро-азық-түлік қауіпсіздігі бойынша серіктестікті арттыру шаралары қарастырылды.
Саммит барысында мемлекет басшылары Тяньцзинь декларациясынан бөлек, өздерінің аймақтық және ұлттық күн тәртібі бойынша мәлімдемелер жасады. Әзербайжан Президенті Ильхам Әлиев Қытаймен стратегиялық әріптестіктің жедел дамып келе жатқанын, елінің «Бір белдеу, бір жол» аясында сенімді серіктес екенін атап өтті. Әзербайжанның Еуразиядағы көлік-логистика орталығына айналғанын, Орта дәліздің нығайғанын және Зәңгезур дәлізінің аймақтық бейбітшілік пен ынтымақты арттыратынын жеткізді.
Қазақстан Президенті Қасым-Жомарт Тоқаев ШЫҰ+ саммитінде ұйымның конструктивті күн тәртібіне назар аударуын талап етті, БҰҰ Қауіпсіздік Кеңесін реформалауды қолдап, Қытайдың «Жаһандық басқару бастамасын» құптады. Ол сондай-ақ ШЫҰ Даму банкінің құрылуын, көлік дәліздерінің дамуын, жасанды интеллектіге қатысты жаһандық этикалық стандарттар енгізуді, Каспий теңізінің экологиялық мәселелерін шешуді және 2026 жылы Астанада Су мәселелерін талдау орталығын құруды, сондай-ақ Аймақтық экология саммитін өткізуді ұсынды.
Өзбекстан Президенті Шавкат Мирзиёев ұйымның трансформациясын, қауіпсіздік саласында ортақ механизмдер құруды және Ауғанстанмен диалогты қайта жандандыруды атап өтті. Сонымен бірге ол экономикалық ынтымақтастықты, логистикалық желілерді нығайтуды, климат пен экология мәселелерін жасанды интеллект негізіндегі шешімдер арқылы қарастыруды және жастар мен гуманитарлық салалардағы серіктестікті кеңейтуді алға тартты.
Түркия Президенті Режеп Тайып Ердоған Газа аймағындағы гуманитарлық дағдарыстың шешілмеуіне назар аударып, БҰҰ-ның әділет пен бейбітшілікті қамтамасыз ететін шұғыл реформаларға мұқтаж екенін айтты. Сондай-ақ Сирияның аумақтық тұтастығын, Оңтүстік Кавказ бен Орталық Азиядағы тұрақты бейбітшілік пен серіктестікті, энергетика мен көлік байланыстарының маңызын және Орта дәліз бен Даму жолы бастамаларын ерекше атап өтті.
Ресей Президенті Владимир Путин ШЫҰ-ның көпполюсті әрі әділ дүниежүзілік тәртіпті қалыптастыруда маңызды рөл атқаратынын айтты; экономикалық ынтымақтастықты, энергетика мен көлік инфрақұрылымын, білім мен ғылымдағы ортақ жобаларды дамыту қажеттігін алға тартты. Сондай-ақ Украина дағдарысының жауапкершілігін Батысқа артып, Қытай, Үндістан және өзге серіктестердің бітімгерлік бастамаларын құнды деп бағалады.
Қытай Төрағасы Си Цзиньпин ШЫҰ-ның бейбітшілік, қауіпсіздік және жаһандық басқаруда жетекші рөл атқаруы тиіс екенін атап өтіп, көпжақты серіктестікті, «Бір белдеу, бір жол» жобаларын, энергетика және цифрлық экономика салаларындағы ортақ алаңдарды дамытуды қолдады. Сондай-ақ өркениетаралық диалог пен халықаралық әділетті қорғаудың маңыздылығына тоқталды.
Саммит шеңберінде мемлекет басшылары Қытай төрағасымен де, өзара да екіжақты кездесулер өткізіп, аймақтық мәселелерді талқылады. Бұл кездесулер Зәңгезур дәлізі мен жаңа Жібек жолының жаңғыруы үшін де, Еуропа мен аймақтық байланыстар үшін де маңызды болды.
Саммиттің басты оқиғасы – Үндістанның Әзербайжанның ШЫҰ-ға толыққанды мүше болу өтінішін екінші рет вето жасауы болды. Қытайдың қолдауына қарамастан, шешім бірауыздылық талап етілгендіктен қабылданбады. Бұған жауап ретінде Пәкістан Арменияның мүшелік өтінішін вето жасап, Үндістанға жауап қайтарды. Әзербайжан Президенті Ильхам Әлиев Үндістанның бұл әрекетін «кек саясаты» деп бағалап, Пәкістанмен бауырластық байланыстарын басым санайтынын айтты. 2025–2026 жылдары ұйымға төрағалықты Қырғызстан атқаратын болып белгіленді.
Қорытындысында, ШЫҰ Еуропалық Одақ сияқты нақты интеграциялық құрылым бола алмаса да, аймақ пен мүше мемлекеттердің экономикалық әлеуеті назарды өзіне аударуда.
Ахмет Сағлам / 01.09.2025 / Анкара
Şanxay Əməkdaşlıq Təşkilatı Güc Göstərisi Kimi Toplantı Keçirdi
Şanxay Əməkdaşlıq Təşkilatının (ŞƏT) təməli sərhəd təhlükəsizliyi və iqtisadi əməkdaşlıq ittifaqı çərçivəsində Çin, Rusiya, Qazaxıstan, Qırğızıstan və Tacikistan tərəfindən 1996-cı ildə qoyulmuşdur. O dövrdə “Şanxay Beşliyi” kimi tanınan bu birlik, 15 iyun 2001-ci ildə Şanxay şəhərində Qazaxıstan Respublikası, Çin Xalq Respublikası, Qırğız Respublikası, Rusiya Federasiyası, Tacikistan Respublikası və Özbəkistan Respublikası tərəfindən daimi beynəlxalq təşkilata çevrilmişdir. 2002-ci ildə Dövlət Başçıları Şurasının Sankt-Peterburqdakı toplantısında ŞƏT Nizamnaməsi imzalanmış və 19 sentyabr 2003-cü ildə qüvvəyə minmişdir.
Təşkilatın üzvlərinin sayı 9 iyun 2017-ci ildə Astanada keçirilən sammitdə Hindistan və Pakistanın qoşulması ilə səkkizə yüksəlmiş; müşahidəçi statusunda olan İran isə 17 sentyabr 2021-ci ildə tamhüquqlu üzv olmuş və beləliklə üzvlərin sayı doqquza çatmışdır. Son olaraq 2 iyul 2024-cü ildə Belarusun tamhüquqlu üzv qəbul edilməsi ilə “Şanxay Beşliyi” artıq “Şanxay Onlusu” adını almışdır. Təşkilatın iki müşahidəçi üzvü isə Əfqanıstan İslam Respublikası və Monqolustandır.
Şanxay Əməkdaşlıq Təşkilatı (ŞƏT) indiyədək keçirilmiş ən geniş iştiraklı sammitini 1 sentyabr 2025-ci ildə Çin Xalq Respublikasının Tyanjin şəhərində 25-ci Dövlət Başçıları Şurası Zirvəsi kimi təşkil etmişdir. Zirvədə dialoq tərəfdaşı qismində Türkiyəni təmsil edən Prezident Rəcəb Tayyib Ərdoğan da iştirak etmişdir. Toplantının gündəliyində II Dünya Müharibəsindən sonra formalaşmış beynəlxalq düzənin günümüzdə yenidən biçimlənməsi və yeni dünya düzəni ilə bağlı təhlükəsizlik narahatlıqları ön plana çıxmışdır. Bu zirvə, Böyük Britaniya, ABŞ və İsrailin təhlükəsizlik və ticarət əsaslı yeni dünya düzəninə qarşı “burada mən də varam” mesajı verən bir platforma kimi qiymətləndirilir.
Zirvədə qəbul edilən qərarlar arasında ŞƏT-in 1 sentyabr 2025-ci ildə təsdiqlədiyi Tyanjin Bəyannaməsi xüsusi əhəmiyyət kəsb edir. Bəyannamədə II Dünya Müharibəsindən sonrakı beynəlxalq düzən xatırladılaraq, müasir geosiyasi qeyri-sabitliklər və təhlükəsizlik təhdidləri qarşısında BMT mərkəzli, ədalətli, çoxqütblü və inklüziv beynəlxalq nizam tələb olunmuşdur. Terrorizm, ekstremizm, separatçılıq, narkotik qaçaqmalçılığı və transmilli cinayətlərə qarşı kollektiv mübarizəyə diqqət çəkilmiş; Yaxın Şərqdəki münaqişələr, İrana dair təhlükəsizlik narahatlıqları, Qəzzadakı humanitar böhran və Əfqanıstandakı siyasi qeyri-sabitlik mövzularında beynəlxalq əməkdaşlığa çağırış edilmişdir.
Bəyannamənin iqtisadi hissəsində isə “Bir Kəmər, Bir Yol” təşəbbüsü əsasında Avrasiya miqyasında ticarət, investisiya, rəqəmsal iqtisadiyyat, enerji təhlükəsizliyi və nəqliyyat dəhlizlərinin inkişafı ön plana çıxır. Dünya iqtisadiyyatı daxilində bu təşəbbüsün əhəmiyyəti vurğulanmış, Rusiyanın daha əvvəl irəli sürdüyü milli valyutaların istifadəsinin artırılması, dollar və avronun iqtisadi hegemoniyasına diqqət çəkilməsi, ŞƏT İnkişaf Bankının yaradılması və ədalətli enerji transformasiyası üçün ortaq strategiyaların işlənməsi müzakirə edilmişdir. Bununla da Şərqin işçi qüvvəsi və istehsal gücünün dollar və avro hegemoniyası altında sıxışdırılmasının qarşısını almaq və həll yolları axtarmaq məqsəd kimi önə çəkilmişdir. Bundan əlavə, dollar və avronun siyasi münasibətlərdə iqtisadi sanksiya aləti kimi istifadəsinin məhdudlaşdırılması niyyəti də qeyd olunmuşdur. Xüsusilə Ukrayna–Rusiya müharibəsi zamanı Rusiya bu vəziyyəti bütün yönləri ilə hiss etmişdi.
Texnologiya sahəsində isə süni intellektin üzv dövlətlər tərəfindən uyğun şəkildə istifadəsi, onun sülhçıl, şəffaf və təhlükəsiz tətbiqi üçün əməkdaşlıq mexanizmlərinin yaradılması təklif edilmişdir. Sosial və mədəni müstəvidə isə təhsil, səhiyyə, turizm, gənclik və mədəniyyət sahələrində xalqlar arasında qarşılıqlı əlaqənin gücləndirilməsi hədəflənmişdir. Ətraf mühit, iqlim dəyişikliyi və dayanıqlı inkişaf da bəyannamənin önəmli istiqamətləri sırasındadır.
Həmçinin, 2026–2035 Strateji Sənədi ilə ŞƏT-in institusional inkişaf yol xəritəsi müəyyən edilmiş, təşkilatın 25 illiyinə doğru “sülh, inkişaf və rifah” vizionu təsdiqlənmişdir. Nəqliyyat və ticarət yolları baxımından Şimal–Cənub və Şərq–Qərb dəhlizləri ilə yeni dəmir yolu layihələri (məsələn, Çin–Qırğızıstan–Özbəkistan xətti) dəstəklənmiş, Qırğızıstan və Özbəkistan kimi türk dövlətlərinin ticarət marşrutlarında əhəmiyyəti vurğulanmışdır. Digər iqtisadi əməkdaşlıq addımları isə gömrüklərin rəqəmsallaşdırılması, “ağıllı gömrük” tətbiqləri və kənd təsərrüfatı–ərzaq təhlükəsizliyi əməkdaşlığının genişləndirilməsi olmuşdur. Bu, həm də Çinin artan e-ticarət həcminin yeni mərhələsi kimi qiymətləndirilə bilər.
Zirvə çərçivəsində liderlər Tyanjin Bəyannaməsi ilə yanaşı milli və regional gündəmlərinə dair çıxışlar etmişlər. Prezident İlham Əliyev Azərbaycan–Çin münasibətlərinin strateji tərəfdaşlıq əsasında sürətlə inkişaf etdiyini, ölkəsinin Çinin qlobal təşəbbüslərini dəstəklədiyini və “Bir Kəmər, Bir Yol” çərçivəsində etibarlı tərəfdaş olduğunu vurğulamışdır. O, Azərbaycanın Avrasiyada mühüm nəqliyyat və logistika mərkəzinə çevrildiyini, Orta Dəhlizin möhkəmləndiyini və Zəngəzur dəhlizinin regional sülh və əməkdaşlığa xidmət edəcəyini qeyd etmişdir.
Qazaxıstan Prezidenti Kasım-Jomart Tokayev isə ŞƏT Plus Zirvəsində təşkilatın konstruktiv gündəmə fokuslanmasının vacibliyini bildirmiş, BMT-nin xüsusilə Təhlükəsizlik Şurasında islahatları müdafiə etmiş və Çinin “Qlobal İdarəçilik Təşəbbüsü”nü dəstəkləmişdir. O, həmçinin ŞƏT İnkişaf Bankının yaradılmasını, nəqliyyat dəhlizlərinin genişləndirilməsini, süni intellekt üçün qlobal etik standartların müəyyən edilməsini, Xəzər dənizinin ekoloji problemlərinin həllini və Astanada Su Problemləri Analiz Mərkəzinin təsis olunmasını, 2026-cı ildə Regional Ekologiya Zirvəsinin təşkilini təklif etmişdir.
Özbəkistan Prezidenti Şavkat Mirziyoyev isə təşkilatın transformasiyası və effektivliyinin artırılması, təhlükəsizlik sahəsində birgə mübarizə mexanizmlərinin yaradılması və Əfqanıstan ilə dialoqun yenidən canlandırılması məsələlərinə diqqət çəkmişdir. O, həmçinin iqtisadi əməkdaşlıq və logistika şəbəkələrinin gücləndirilməsi, iqlim və ətraf mühit problemlərinin süni intellekt əsaslı həllərlə qarşılanması və gənclik sahəsində əməkdaşlığın genişləndirilməsini vurğulamışdır.
Türkiyə Prezidenti Rəcəb Tayyib Ərdoğan isə Qəzzadakı humanitar böhranın sona çatdırıla bilməməsinə diqqət çəkmiş və BMT-nin ədalət və sülhü təmin etmək üçün təcili islahatlara ehtiyacı olduğunu bildirmişdir. O, həmçinin Suriyanın ərazi bütövlüyü, Cənubi Qafqaz və Mərkəzi Asiyada davamlı sülh və əməkdaşlıq, enerji və nəqliyyat layihələrinin əhəmiyyəti, Orta Dəhliz və İnkişaf Yolu təşəbbüslərinə diqqət yönəltmişdir. Türkiyənin vizionu dialoq, diplomatiya və əməkdaşlığa əsaslanan, rifahı önə çəkən dünya düzəninə fokuslanmaqdır.
Rusiya Prezidenti Vladimir Putin isə ŞƏT-in çoxqütblü və ədalətli dünya düzəninin qurulmasında mühüm rol oynadığını bildirmiş; iqtisadi əməkdaşlıq, enerji və nəqliyyat infrastrukturunun, təhsil və elm sahəsində ortaq layihələrin inkişafını vurğulamışdır. O, Ukrayna böhranının məsuliyyətini Qərbin üzərinə qoyaraq, həll üçün Çin, Hindistan və digər tərəfdaşların təşəbbüslərinin əhəmiyyətini ifadə etmişdir.
Çin Prezidenti Si Cinpin isə ŞƏT-in sülh, təhlükəsizlik və qlobal idarəçilikdə lider rol oynamalı olduğunu vurğulamış; çoxtərəfli əməkdaşlıq, “Bir Kəmər, Bir Yol” layihələri, enerji və rəqəmsal iqtisadiyyat sahələrində ortaq platformaların yaradılması, insan mərkəzli və ədalətli qlobal idarəçilik hədəfini önə çıxarmışdır. O, həmçinin sivilizasiyalararası dialoq və beynəlxalq ədalətin qorunmasının vacibliyinə toxunmuşdur.
Zirvə çərçivəsində liderlər Çin Prezidenti ilə və bir-biriləri ilə ikitərəfli görüşlər keçirmiş, regional məsələləri müzakirə etmişlər. Bu görüşlər Zəngəzur dəhlizi və regional ticarət yollarının inkişafı, Yeni İpək Yolunun canlanması baxımından həm Avropa, həm də region üçün mühüm əhəmiyyət daşıyır. Münaqişəli regionların dövlət başçılarının geniş iştirakı bu vəziyyətin ən mühüm göstəricisidir. Həmçinin Azərbaycan, Ermənistan və Türkiyə kimi logistika və ticarət baxımından kritik ölkələrin zirvəyə qatılması ayrıca əhəmiyyət daşıyır.
Zirvəyə damğasını vuran hadisə isə Hindistanın Azərbaycanın ŞƏT-ə tamhüquqlu üzvlük müraciətini ikinci dəfə veto etməsi oldu. Çinin dəstəyinə baxmayaraq, üzvlük müraciəti yekdillik şərti səbəbindən nəticəsiz qaldı. Bunun əksinə olaraq, Pakistan Ermənistanın üzvlük müraciətini veto edərək Hindistana cavab verdi. Bunun ardınca Prezident İlham Əliyev Hindistanın vetosunu “intiqam siyasəti” kimi qiymətləndirərək, Pakistan ilə qardaşlıq münasibətlərini prioritet gördüyünü bəyan etdi. 2025–2026-cı illərdə ŞƏT-ə sədrlik Qırğızıstana həvalə olunmuşdur.
Nəticə etibarilə, ŞƏT Avropa İttifaqı kimi konkret birlik yarada bilməsə də, regionun və üzv dövlətlərin iqtisadi potensialı diqqəti üzərinə cəlb edir.
Ahmet Sağlam / 1 sentyabr 2025 / Ankara / www.saglamahmet.com
Yayınlayan Haber Kuruluşu: Özbekistan merkezli Uzdaily – haberi okumak için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz.

